Yağmurlu bir İstanbul sabahını ardımızda bırakarak, kara bulutların da etkisiyle türbülanstan türbülansa hoplaya zıplaya geçirilen eğlenceli(!) bir uçuştan sonra yemyeşil palmiye ağaçlarıyla, masmavi gökyüzüyle ve lacivert deniziyle bizi karşılayan Antalya'ya inmiştik bile.
Otele vardığımızda bizi altın varak, krem ve siyah tonlarıyla, devasa avizesiyle, sütunlar, heykeller ve yağlı boya tablolarıyla oldukça şatafatlı, İtalyan mimarisi ağırlıklı bir bina karşıladı... İlk izlenim benim için etkileyiciydi.
2006 yılında açıldığını ve 700 yatak kapasiteli olduğunu öğrendiğimiz otelin tamamında, aynı şıklık ve kalite hakimdi.
Deluxe odamıza geçtiğimizde de yine aynı ferahlık, konfor ve şıklıkla karşılaşmak güzel oldu. İşte nihayet tatil başlıyordu.
Eşyalarımızı yerleştirmenin ardından, biraz odada dinlenip, hemen kendimizi etrafı keşfetmek üzere dışarı attık ve "ne, neredeymiş" öğrenmeye başladık. Benim önceliğim tabi ki de yemeklerdeydi:)
Öğle yemeği için ilk kez şereflendirdiğimiz Açık Büfe'ye önce biraz temkinli yaklaştık. İçten içe bu günlerin popüler deyimiyle "yemezler!" dedik. Çünkü zaten hala mehter takımı kıvamında iki alıp bir verdiğimiz "göbek nahiyesi fazlalıkları"yla başımız dertteyken, cazibelerine kapılıp lezzetli-lezzetsiz bi' dünya yemeği mideye indirip, dönüşte bir de onların vebalini çekmeye hiiiiç niyetimiz yoktu. Açık büfelerden pek haz etmem bilenleriniz bilir:)
İlla ki bol salata ve zeytinyağlı sağlıklı mezelere ağırlık vererek, ön elememizi yapıp, ilk andan itibaren tarzımızı belirledik güya. Sabah kahvaltıları haricinde hiç ekmek yememek de aklımızın bir köşesinde ama şu ekmek standındaki çeşitliliğe insanın içinin gitmemesi mümkün mü sorarım size a dostlar? Hele de benim gibi bir hamur işi canavarının? :))
Yanında ayrıca dondurma standı ve onlarca farklı meyveden oluşan başka alternatifler de var ama onları şu anda kimin gözü görecek ki? Biz hedefe kilitlenmiş halde en can alıcı tatlıları seçip, puan vermeye başlıyoruz.
Eşsiz manzaraya sahip bu restaurant, devasa bir alana yayılan otel arazisinin, en tepesinde yer alıyor. Lobinin önünden özel golf arabasıyla alınıp, yine otele ait olan ve içinde atların, tavşanların, pelikan, keçi, ördek gibi hayvanların yer aldığı "Mini Zoo" dedikleri çiftliğin yanından geçerek ve her birini gördüğümüze çocuklar gibi sevinerek yukarı getirildik.

"Manzara" odaklı olduğumuzu özellikle belirterek rezervasyonumuzu yaptırdığımız halde, manzaraya hakim olan kenar masalar yerine, hiç bir şey görmeyen iç masalardan birine bizi oturtmak istediklerinde, bunu kabul etmeyeceğimizi açıkça belirttik.
Çünkü rezervasyon esnasında sadece kişi sayısı alınıyor ve herhangi bir masa seçimi sunulmuyordu. O zaman önde oturacaklar neye göre belirleniyordu? Orada tutulan boş masalar kimin için neye göre ayrılmışlardı? Öncesinde ödediğimiz kuver ücretin yanmasının da hiç önemli olmadığını söyleyerek, yemeği iptal edip, derhal ayrılmak istediğimizi belirttik. O esnada mekanın yetkilisi, ön masaların boş olanlarından istediğimizi seçebileceğimizi söyledi aniden... Neden şimdi? Ne oldu bir anda?
"Manzara" odaklı olduğumuzu özellikle belirterek rezervasyonumuzu yaptırdığımız halde, manzaraya hakim olan kenar masalar yerine, hiç bir şey görmeyen iç masalardan birine bizi oturtmak istediklerinde, bunu kabul etmeyeceğimizi açıkça belirttik.
Çünkü rezervasyon esnasında sadece kişi sayısı alınıyor ve herhangi bir masa seçimi sunulmuyordu. O zaman önde oturacaklar neye göre belirleniyordu? Orada tutulan boş masalar kimin için neye göre ayrılmışlardı? Öncesinde ödediğimiz kuver ücretin yanmasının da hiç önemli olmadığını söyleyerek, yemeği iptal edip, derhal ayrılmak istediğimizi belirttik. O esnada mekanın yetkilisi, ön masaların boş olanlarından istediğimizi seçebileceğimizi söyledi aniden... Neden şimdi? Ne oldu bir anda?
Neyse... Hiç bir tatsızlığın, kısacık ve pek değerli tatil keyfimizi kaçırmasına izin vermeyeceğimiz için, olanların üzerinde durmamayı ve yerimize geçip, henüz güneş batmadan, bu muhteşem manzaranın tadını çıkarmayı seçtik.
Bu esnada güler yüzü ve efendi tavrıyla masamızla ilgilenecek olan garsonumuz Sami Bey geldi ve menüyü anlatırken, tüm soğuk mezelerin ve sıcak deniz mahsullerinin standart olarak zaten ikram edileceğini, bizim ise sadece içecek, salata, ana yemek ve tatlı tercihlerimizi belirlememiz gerekeceğini anlattı.
Bu esnada güler yüzü ve efendi tavrıyla masamızla ilgilenecek olan garsonumuz Sami Bey geldi ve menüyü anlatırken, tüm soğuk mezelerin ve sıcak deniz mahsullerinin standart olarak zaten ikram edileceğini, bizim ise sadece içecek, salata, ana yemek ve tatlı tercihlerimizi belirlememiz gerekeceğini anlattı.
Bu esnada, soğuklar, ara sıcaklar ve Karides Çorbası derken zaten oldukça doymuştuk bile.
Karides Çorbası, bana Paris'e her gittiğimizde uğramadan geçemediğimiz Leon de Bruxelles'in Midye Çorbalarını anımsattı. Hiç bitmesin istedim:)
Derken salatalar ve ardından Kalkan ve Orkinos Balıkları servis edildi. Yahu yeter! :)
Daha önce hiç Orkinos denediniz mi bilmiyorum ama ilk görünümüyle kendisini bilmeyen birine "Antrikot" diye yutturabilirsiniz. Tadı da kırmızı eti andırıyor ve benim normlarıma göre dokusu biraz fazla sıkı ve sert. "Bir daha yer misin?" derseniz, ı-ıh hiç sanmam.
"Kalkan" ise çocukluğumdan beri hiç şans vermediğim bir Balık olarak, buradaki sunumuyla gönlümde yumuşaklığıyla, lezzetiyle ve kolay ayıklanabilmesiyle taht kurdu. Tek kelimeyle enfesti.
Yemeklerin hepsi birbirinden lezzetliydi ama gecenin yıldızı Karidesli Çorba ve Kalkan Balığı oldu. Hafif yiyelim diye seçtiğimiz balık gecesi, mide fesatına uğrayacağımız bir lezzet patlamasına dönüşmüşken, Garsonumuz hala "şimdi tatlılar ve meyveler geliyor kahvelerinizi nasıl alırsınız?" diyordu.
"Yapmayın, etmeyin" derken, baktık bırakmayacaklar, o zaman sadece "tadımlık 1 çatallık" olsun diye anlaştığımızı zannettiğimizde olanlardan habersizdik. Yine kocaman ve karışık bir tatlı tabağı, dondurma ve o da yetmezmiş gibi yanında da güveçte fırın helva geldi.
Karides Çorbası, bana Paris'e her gittiğimizde uğramadan geçemediğimiz Leon de Bruxelles'in Midye Çorbalarını anımsattı. Hiç bitmesin istedim:)
Derken salatalar ve ardından Kalkan ve Orkinos Balıkları servis edildi. Yahu yeter! :)
"Kalkan" ise çocukluğumdan beri hiç şans vermediğim bir Balık olarak, buradaki sunumuyla gönlümde yumuşaklığıyla, lezzetiyle ve kolay ayıklanabilmesiyle taht kurdu. Tek kelimeyle enfesti.
Yemeklerin hepsi birbirinden lezzetliydi ama gecenin yıldızı Karidesli Çorba ve Kalkan Balığı oldu. Hafif yiyelim diye seçtiğimiz balık gecesi, mide fesatına uğrayacağımız bir lezzet patlamasına dönüşmüşken, Garsonumuz hala "şimdi tatlılar ve meyveler geliyor kahvelerinizi nasıl alırsınız?" diyordu.
İnanılmaz ikramlar, muhteşem bir manzara ve güler yüzlü, saygılı ama aynı zamanda cana yakın garsonumuz Sami Bey'le daha da mükemmelleşen bu akşamın sonunda, oradan çok memnun ayrıldık.
Genelde sezonluk çalıştırıldıkları için kalifiye eleman bulma konusunda sıkıntı yaşanan Antalya gibi bir şehirde, ilk adımımızı attığımız andan, buradaki son günümüzü geçirmekte olduğumuz şu ana kadar, her seviyedeki otel personelinin aşırı nazik ve ilgili davranışları ile Amara Dolce Vita, anılarımızda özel bir yer edindi.
Öyle ki; Güneşlenirken, bir otel elemanı yanınıza gelip, "gözlüğünüzün camının temizlenmesini ister misiniz diyor" ve gıcır gıcır parlatıyor. Açıkçası bu kadarını da beklemiyorduk. :)


Muhteşem bir yazı yazmışsınız
YanıtlaSilHer zamanki gibi
Okuduk,gördük,sevdik,bilgilendik
Var mı sizin gibisi?
Ohhhh bayıldım bu mesaja. Sizin gibisi de yok! Çok teşekkürler:)
SilAnlatımınızın sadeliği ve sohbet havasında olması sayesinde adeta bende sizle seyahat ettim :) Ayrıca son paragrafta bahsettiğiniz konuya tamamen katılıyorum, yetkili birilerinin bu konuya el atması gerek bence :/
YanıtlaSilİlginize ve bu konudaki hassasiyetinize teşekkür ederim.
SilSevgiler:)
ayni yazi amara da gecirmisiz :) cocuklu tatil gozuyle bakinca biz de farkli yanlariyla cok ama cok memnun kaldik bu tesisten. gecen seneki deneyimimiz ise hayal kirikligi oldu baska bir tesiste. citayi yukseltmemek mi lazim nedir :)
YanıtlaSilderli toplu gayet objektif bir yazi olmus. yazilarinizi okumaktan buyuk keyif aliyorum :)