İstanbul'un en büyük oteli ünvanına sahip, 85’i süit, toplam 829 odası bulunan Hilton İstanbul Bomonti'de check-in'imizi yapıp da, 29. kattaki süitimize geldiğimizde, uçsuz bucaksız bir İstanbul manzarasıyla karşılaştık.
Pekiiii... Boğaz'ın eşsiz güzelliği ve Adalar karşısında, siz olsaydınız ilk ne yapardınız?
Tabi ki de camın kenarında rahat koltuklara kurulup, güzeeeel bir kahve keyfi değil mi? İşte ben de aynen öyle düşünmüştüm zaten! :)
Odamızdaki makinede bir düğmeye basmayla, mis gibi kahvemiz de hazır işte. Biraz manzaranın tadını çıkaralım diye geçiyoruz cam kenarındaki koltuklarımıza.
Maşallah süitimizde yok, yok! O kadar geniş ve konforlu ki, burada yaşayabilirim diye düşünmedim değil hani:) Hatta son dönemde "kentsel dönüşüm" adı altında, müteahhitlere yeterli daire kalsın diye, metrekareleri iyice küçültülen evleri düşününce, burası 2 banyolu, özel giyinme odalı, salon-salomanje kocaman bir apartman dairesi gibi.
Normalde 5. kattayken bile balkondan, demirlere yanaşıp, aşağı bakamayacak derecede yükseklik korkusu olan ben, burada şunu fark ediyorum ki, yerlere kadar uzanan camın dibinde ve 29. katta olmama rağmen, yükseklikle alakalı en ufak bir endişe duymuyorum. Hem de hiç!
Neredeyse uçaklara el sallasam, içindeki yolcular görecekler. Bulunduğum rakım o kadar yüksek aslında :)
Hem küvet, hem duş bölümü bulunan banyoya, sanki aylarca burada kalacakmışcasına yanımda getirdiğim şampuan, bakım ve makyaj malzemelerimi yerleştirirken fark ediyorum ki, otelin temin ettiği saç ve vücut şampuanı, kese, losyon vs. gibi ürünler zaten oldukça kaliteli bir markaymış. Keşke boş yere taşımasaymışım:) İşte böyle yapa yapa, şimdi herkes beni "havuz başında güneşlenmeye bile giderken, tekerlekli bir valizle gelir" diye biliyor. Ne yapayım, evimin konforunu her yerde yanımda taşımayı seviyorum. Hem böyle diyenler, sonra bir şey lazım olduğunda benden istemeyi biliyorlar ama! :)
Haydi otelimizi keşfe çıkalım deyip, asansörle giriş katına iniyoruz. Bu kocaman otelin doğal olarak çok geniş ve ferah bir lobisi var.
Ooo bakar mısınız orada neler oluyor? "5 çayı" saati gelmiş ve lobide piyano dinletisi de başlamışsa, benden kayıtsız kalmam beklenemez tabi. Hemen oturup müzikle ruhumu dinlendiriyor ve bir gün benim de bu derece akıcı şekilde böylesine güzel jazz parçalarını çalabileceğim günlerin hayalini kuruyorum rahat koltuğumda:)
Biricik, dünya tatlısı, espritüellikte benden aşağı kalmayan eşime, "acaba rica etsem Müzisyen Bey'in programı bittiği zaman, piyanoda biraz pratik yapabilir miyim sence? Çünkü bir kaç gündür gidemedim de, ders aralarım açılmasın" diyorum şakacıktan. O ise ciddi söylediğimi sanıyor ve "do-re-mi-do-re-miiii" notaları eşliğinde kulaklara vereceğim zararı düşünerek, "yok canım yapmayalım! diyerek beni ortamdan hemen uzaklaştırıyor:)

Biraz kemiklerimizi ısıtıp, D vitamini depoladığımızı umduktan sonra, bilgisayarda küçük bir işimiz çıkıyor ve otel müşterilerinin faydalanabildiği, Business Lounge'a uğrayarak, hemen halledip, tatilimize kaldığımız yerden devam ediyoruz:)
O esnada Hilton'un kendine ait, özel yapım ürünlere yer verdiği Pastane gözüme takılıyor. Nasıl fark etmem tabi? Birbirinden güzel pastalar, çikolatalar bana oradan "geeel, gel!" yapıyorlar. Hayır efendim gelmeyeceğim! Diyetteyim diyorum size. Hıh! :)
Günlük olarak hazırlanmış bu çıtır çıtır, taptaze ve rengarenk macaronları görünce,çocuklar gibi sevindiğim doğrudur. Ama onları, tatlarını hiç bilmeden, uzaktan sevmek şu anda aşkların en güzeli :) Şu 5 kilonun tamamını vereyim, sonra bu konuyu tekrar ele alırız:)
Yakın arkadaşlarımdan biri bu sene hayırlısıyla evleneceği için, 500-600 kişiyi davet etmeyi planladıkları oldukça kalabalık misafir topluluğuna cevap verecek büyüklükte şık ve kapalı bir düğün mekanı arayışında olduklarını bildiğimden dolayı, konu benim de gündemimde doğal olarak. Hilton Bomonti'nin methini çok duymuşken ve hazır buraya kadar gelmişken, onlar için küçük bir araştırma yapmak adına hızlıca balo salonlarına da bir göz atıyorum.
"İçine yarım futbol sahası sığabiliyor" dedikleri kadar varmış, gözlerimle gördüm gerçekten. Çevresini iki tur koşsam, bir kaç saat kendime gelemem herhalde, öylesine devasa bir salon. Hatta bakın diagonal olarak biraz depar atıyorum ve 5 dakika sonra, karşı köşeye vardığımda beni artık göremiyorsunuz bile. Allahtan kendimi "Yıldız" içine almışım valla, yoksa ben bile "Ben aslında yoğum" diye düşüneceğim bu mesafeden. "Neden Yıldız?" derseniz, insan kendini yıldız gibi hissediyor bu 9 metrelik tavan yüksekliği bulunan ve ışıl ışıl kristal lambalarla aydınlatılan balo salonunda... Ok işaretini de koyunca, benimki biraz kuyruklu yıldız gibi olmuş, idare ediverin artık hihihi
"Kral Dairesi" denilince, "her zaman ve sadece krallar gelir kalır" gibi bir kanı oluşuyor tabi bir çocuğun gözünde:)
İlla "krallık" şartı aranmadığını görünce, "acaba tutsam mı bu daireyi?" diye de düşünmedim değil hani:) Ama o kadar büyük ki, insan-hele de benim gibi navigasyon özürlü bir insan, böylesine büyük bir yerde devamlı kaybolur yemin ederim:) Neyse kalsın o zaman şimdilik, ben biraz daha düşüneyim:)
Kralın kendine ait Spor odası, jakuzisi, saunası bile var burada. Of ama ya! Sunulan konforun da bi' haddi hesabı olmalı yani:)
Bu kadar sevgi kelebeği gibi gezinip, her köşeyi dolandıktan sonra biraz dinlenmeye geçince, devamı da gelsin istiyor insan doğal olarak... O yüzden spor salonunu pas geçiyor ve en güzel şekilde şımartılmak üzere kendimizi Hilton'un kendi markası Eforea Spa'da buluyoruz.
Biz "hangi masajı yaptırsak daha güzel dinleniriz?" diye düşünürken, hamamın güzelliği karşısında bir an duraksıyoruz. Normalde buhar odalarını ve saunaları hiç sevmem, kapısından içeri kafamı soksam, yüzüm yanıyor gibi hissederim, öylesine hassasımdır. Ama konu "hamam" olunca, akan sular durur tabi... Onun yeri ayrı!:)
Biraz dinlendikten sonra sıra geliyor, Çiftlere özel masaj odasında, işinin ehli Balili kızlardan alacağımız ve tüm vücudu gevşetmeye yarayan İsveç Masajına...
Spa'daki huzur dolu deneyimden sonra, Hilton İstanbul Bomonti'nin ödüllü şefi tarafından hazırlanan lezzetlerle çıktığım Gastronomik Yolculuğuma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Ayrıca şuraya da bir tıklayarak, kolayca ve ücretsizce bloguma da üye olmayı unutmayın lütfen :)
Ayrıca şuraya da bir tıklayarak, kolayca ve ücretsizce bloguma da üye olmayı unutmayın lütfen :)
































0 yorum:
Yorum Gönder